orta ikiye kadar altıma kaçırdım ben...her akşam gecenin yarısı anlamsız bir dürtelemeyle uyanır,sırılsıklam olmuş apış arama bakar,yok yok bu sidik değil,ter olmalı diye kendime inanmadığım telkinler verir,sonra da o sidik içinde uyuyamayacağım için kalkar,banyodaki sobayı yakamadğım için de buz kesmiş sularla belimden aşşağımı tahretlerdim...bunu fark eden meslek-i ebeveynin kadrolu dırdırcıları beni bir psikoloğa götürmekten ziyade yıka kıçını başını da ,evlendiğinde de çocuğun olmasın zırvalarıyla sidiğin koynuna daha bir derinden atarlardı beni...ben hemen hemen her gece kalkar ,aaaa bu sidik değil ter olmalı der,sonra olamayacak çocuklarımı düşünür,kahrolur,yeniden yatağın o sıcacık ortamında büzüşür,lakin sikiim çoluğunu çocuğunu der( derdim,o zaman da ağzım çok pisti benim)kalkar,yine şakır şukur buz gibi sularla yıkanırdım...kıçımın başımın diri olmasını belki de o zamanki soğuk su presslerime borçluyum... =)...bir de asabiyetimi...bu bahsettiğim asabiyet gecenin yarısı o şakır şukur su sesiyle uykusundan zıplayan desbot babafendi yine mi yıkanıyorsun bea diye bağırdığından ve benim kıçımın sidiğiyle sesimi çıkarmayıp sanane ne lan kodumun çocuğu laflarını içime atmamdan dolayı kronikleşen bir asabiyet..gardımı almış, iki elimi, parmaklarımı birbirine bitiştirip hayali t'lere benzeterek ,ağzımda da göbeğini siktiminin,götten doğma laflarıyla her an atlamaya hazır ve nazır eden asabiyet...belki bugün bu yaşımda artık altıma işemiyorum...gecenin bir yarısı uyanıp altıma baktığımda apış aram 80 derecelik bir çöl kadar kupkuru...lakin hala küçükken beynime nakşedilen çocuk meselesinde takık kaldım....gecenin 2'si belki de 3'ü soğuk sularla pis bir deliğe akıttığım doğurganlığım hala aklımda...bu siktiminin dünyasında karnımdan konuşmayı belki de bu yüzden istiyorum....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder